Cahil Milliyetçi

Hastalıktan zorbalığa, feodaliteden distopyaya savruluyorum bugünlerde.

İster istemez zihnim gündeme tutsak.

Cezaevinden henüz çıkmış “adam”, ortalığa tehditler savurunca, ben de birkaç not düşmek istedim buraya.

Bize milliyetçinin de akıllısı lazım, az biraz okumuşu, düşünmüşü lazım. Yoksa, hamasetten, körü körüne bağlılıktan, içi boş kupkuru bir kavramdan, yalandan, riyadan öteye geçmez milliyetçilik.

Milliyetçilik, bayrak, toprak, etnik köken, din edebiyatı yapmak ya da yapanın yanında olmak demek değil. Bir siyasi partinin, “mafyanın”, din bezirganının götüne takılmak da değil; militanlık, adamcılık, ümmetçilik değil.

Sonra, o yoklukta ve yorgunlukta vatan savunması yapan Kuva-yı Milliye’ye karşı ordular kuran, fetvalar veren, işbirlikçi açık/gizli anlaşmalara imza atan Vahdettin ve kukla Damat Ferit hükümeti de milliyetçi olur.

Kurtuluşu, başka bir devletin boyunduruğu altında gören, sığınmacı Ali Kemal anlayışı da milliyetçi olur.

Başlarda Atatürk’e ve yarattığı genç Cumhuriyet’e methiyeler düzerken, bir anda çark eden, çıkarcı Necip Fazıl Kısakürek de milliyetçi olur.

1954 seçimlerinde CHP’ye oy veren Malatya’yı ikiye bölüp, “Adıyaman” adıyla yeni bir il kuran, baskıcı, Amerikancı, margarinci DP ve Adnan Menderes de milliyetçi olur.

“Tam Bağımsız Türkiye” istedikleri için idam sehpalarına gönderilen üç fidana kıyanlar da milliyetçi olur.

Sonra, 2 Temmuz’da, Sivas’ta, Madımak’ta “dinsizler” diye bağırarak bu toprakların yetiştirdiği nice aydını yakanlar da milliyetçi olur.

Uğur Mumcu’yu, Bahriye Üçok’u, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Abdi İpekçi’yi, Hrant Dink’i öldüren fail-i meçhuller de milliyetçi olur.

“Keşke Yunan galip gelseydi” diyen Kadir Mısıroğlu da milliyetçi olur; öldükten sonra tabutuna bayrak sarılır.

Cemaatlerin/vakıfların, devletin kozmik odalarına kadar girmesine sebep olan yönetimler ve yöneticiler de milliyetçi olur.

Devlet hazinesini, garantili ihalelerle kişilere, kurumlara peşkeş çekerek, doğmamış çocukların istikbalini birkaç nesil ipotek altına alan mevcut hükümet ve yardakçıları da milliyetçi olur.

Milli iradeyi hiçe sayıp, seçim tekrarlatan bu dikta rejimi de milliyetçi olur.

Toplumu, körlüğe, kötülüğe, açlığa, ayrılığa, huzursuzluğa, hukuksuzluğa mahkum eden insan hakları gaspçıları da milliyetçi olur.

Şiddetten, cehaletten beslenen, daha anadilini yazamayan/konuşamayan, takımlı, silahlı, göbekli “erkekler” de milliyetçi olur.

Bu liste böyle uzar gider. Ve düzenin/coğrafyanın mahfuz oyuncuları olmaya devam ederiz.

Binlerce Yahudi’yi gözünü kırpmadan ölüme yollayan Eichmann, ne bir davaya inandığı için partiye katılmış, ne de Hitler’in “Kavgam” kitabını okumuştu. Parti programını, Nazi öğretilerini bile bilmiyordu. İşsiz olduğu için orduya katılmıştı ve tek isteği yükselmekti. Bu hedefle üstlerinin talimatlarını görev duygusuyla harfiyen uygulayarak sürekli terfi alan bir askerdi o… 

https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/soner-yalcin/babacanin-af-istedikleri-6131255/ 19.11.2020’de erişildi.

Bir cevap yazın

*