Seçime Dair

Sevgili,1919 yılının on dokuzuncu günü sabahından hallice bir sabahtı 15 Mayıs sabahı, biliyorum. Genel vaziyet de, Atatürk’ün Samsun’dan gördüğü gibiydi: Millet yorgun ve fakir, saltanat makamında oturanlar şahsını ve tahtını koruma gayretinde, hükûmet aciz, haysiyetsiz ve korkak. Ben, beynimle kalbim arasında bir yerdeyim. Nesnel bir değerlendirme yapmak hayli…

Kelebek

Başucumdan ayırmadığım faşizm incelemelerinden “Faşizm’in Analizi” kitabı. Şimdi tekrar okuyorum o altı çizili satırları, yıldızlı paragrafları. Bugün topluma reva görülenle, geçmişin benzerliğine bakıp, insanlığın kör aklına, balık hafızasına hiddetleniyorum biraz. Görüyorum ki, Mussolini’nin politikalarında, Goebbels’in propagandalarında yaşıyoruz hâlâ. İsimleri Kara Gömlekliler ya da Naziler değil bugün belki ama,…

Sake Viva

Japon Ulusal Vergi Dairesinin “Sake Viva!” adıyla bir yarışma düzenlediğini ve bu yarışmada, içkilerin popülaritesini artırıcı öneriler/projeler yarışacağını The Glenlivet 12 yazımda söylemiştim daha önce. Japon içkilerinin gençlere tanıtılmasını, içki tüketimin teşvik edilmesini ve endüstrinin/sektörün canlandırılmasını amaçlayan o yarışma nihayet sonuçlandı. Finale kalan 7 projeden 2’si “Mükemmellik Ödülü”ne…

Altın Örümcek ve Feedspot

Feedspot’un “en iyi viski blogları” listesine girmişim; çok mutlu oldum. Altın Örümcek’te finale kaldığımı öğrendiğimde de yaşamıştım benzer sevinci. Müthiş duygular bunlar; tarifi gerçekten zor. Baktım, Laphroaig 10 yazımın ilk paragrafında pek güzel teşekkür etmişim. O yazıyı, duygularımın tercümanı olarak rahatlıkla referans gösterebiliyorum şimdi. 🙂 Feedspot, birçok kaynağı…

Geççek

Attilâ İlhan, Abbas Yolcu’yu kullanmış bir dönem; Nazım Hikmet, İbrahim Sabri’yi. Asıl adı Mehmet Nusret olan Aziz Nesin de Ord. Prof. Paf-Puf’u tercih etmiş zaman zaman. Ama yine de başlarına türlü bela gelmesine engel olamamış yazarların bu “takma ad” taktiği. 1995’te hayata gözlerini yuman Aziz Nesin, son nefesine…

Nostaljik Viskiler 1

Hürmet dolu bir sevinçten heyecan içindeyim: Bebek olmam hasebiyle o yıllarda münasebet kuramadığım viskilere kavuşuyorum. 1980’lerin göklerinden birkaç elma düşmüş de, ben oluşan o meteor yarığına koşuyorum sanki merakla. Bir büyükle bayram kucaklaşması gibi bu varış; bu “geçmişe dönüş” gibi bir şey adeta. Tarihten bir lezzet kayığında, namütenahi…

Auchentoshan American Oak

Geçtiğimiz ay, The Macallan The Reach konuşuldu epey. Astronomik fiyattan satışa çıkan The Reach, bugüne kadar şişelenmiş en olgun “İskoç Viskisi” unvanıyla viski severlerin büyük ilgisini gördü. Kuşkusuz, 81 yaşındaki The Reach’in en göz alıcı özelliği, II. Dünya Savaşı’nın zor koşullarında damıtılmış/üretilmiş olmasıydı. Milyonlarca hayata mal olan II.…

Koku Atölyesi

Hülasa, kokunun içimde yaşattıklarına, arkasındaki bilime, hikayelerine tutkunum ben. Başlı başına bir derya olan kokuya hususi ilgimin yanı sıra, Sevgili Vedat Ozan’ın samimi ve akıcı yazı dili çekti beni biraz da “Koku Atölyesi”ne. Kokular Kitabı serisinin ikinci cildindeki “Teşekkürler” kısmında yer alan şu incelik dolu satırları hatırlayalım mesela:…

Aberlour 18

Marifet rakı içmekte değil elbet. İş bu kadar kolay olsaydı yutkunma kasları sorunsuz çalışan ve rakısını bardağa doldurabilecek kadar yetenekli her yetişkin muteber birer rakı erbabı, ehlikeyif olurdu. Feridun Nadir. Rakı Felsefesine Giriş. İstanbul: Parantez, 2015. Çoğu örnek hikayenin aksine, içkinin bir kültür nesnesi olarak tüketilemediği yerden geliyorum…

Chivas Regal Extra 13

“Simyacı”da geçer: “(…) dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar.” Dinlemek isterseniz, size viskiler de öyküler, hikayeler anlatabilir. Bazen hüznüne ortak olur viski, bazen neşene. Bazen yağmur olur serinletir yüreğini, bazen umut olur sevindirir. Chivas Regal Extra 13 de, bir kısa öykü anlattı bana, ben de yazdım. Öykünün…

Nefes

Hiçbir şeye inanmasam bile kesinlikle gelecek güzel günlere inanırım ben (!). Sanat üreten, şiir okuyan, felsefe tartışan bir yer olacak burası bir gün, biliyorum. Zihinleri tarikatlara, dogmalara teslim olmamış apaydınlık bireyler yetişecek; bilimin rotasında, aklın izinde, Atatürk’ün ışığında kafalar/işler saracak dört yanımızı, eminim buna. Pencerelerimiz havadar bir dünyaya…

Jura The Sound

Herkesten ve her şeyden uzak, sessiz ve sakin bir adasında İskoçya’nın, bir çiftlik evi kiralar ünlü romancı. Doktorların, tüberküloz nöbetinden kurtulmasına yardım edecek temiz bir ortam tavsiyesine uyup, onu öldürecek hastalıktan bir süre kurtulmak ve uzun süredir yazmayı planladığı kitabına vakit yaratmak için 1946’dan 1949’a kadar da burada…